Uzay Yarışı / 1957 – 1975

529
Views
   

İnsanoğlunun içindeki merak duygusu ve yarışmacı ruh 20.yüzyılda bize kendini uzay yarışları olarak
gösteriyor. Uzay yarışları Amerika Birleşik Devletleri(ABD) ve Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği(SSCB)
arasındaki soğuk savaşın bir parçası olarak gelişmiştir. Her savaş gibi bunun da kesin bir kazananı
yoktur; ancak insan ırkı için çok önemli gelişmeler elde edilmesini sağlamıştır.

ABD ile SSCB arasındaki bu yarış 1957’den 1975’e kadar sürmüştür. Bu yarış 2.Dünya savaşından çıkan ABD ve SSCB’nin yeni bir sıcak savaşa karşı, birbirlerine gözdağı vermek istemeleriyle başlamıştır. Uzay yarışı, ABD’nin teknolojik açıdan SSCB’den ileride olduğunu öne sürdüğü dönemde, SSCB’nin 4 Ekim 1957 yılında uzaya attığı Sputnik-1 adlı ilk yapay uydu karşısında, ABD’nin kendi iddialarının gerçekliğini korumak için gösterdiği çabalara dayanır.

Sputnik-1’in fırlatılması uzay yarışının başlangıcına ve ABD’de Sputnik krizine neden oldu. Sputnik’den
sonra çalışmalarını hızlandıran ABD Explore-1 adlı uyduyu fırlattı. Bu uydular bilimsel çalışmalarda kullanıldı. Her ne kadar uluslararası jeofizik yılına katkı amaçlı atıldığı söylendiyse de uyduların asıl amacı; uzay yarışını devam ettirmekti.
Uzay yarışı zamanlama
Bu bilimsel amaçlı uyduların ardından, iki ülke de iletişim amacıyla kullanılmak üzere uydular atmaya başladılar.18 Kasım 1958‘de ABD‘nin attığı ilk iletişim uydusu olan Project SCORE Başkan Dwight D. Eisenhower’ın yılbaşı mesajı olarak fırlatıldı. Bu uydunun ardından Telstar 1962, Anik 1972,Westar 1974,Marısat 1976 yıllarında atılmış önemli iletişim uydularındandır. Bu uydular; ses, veri, internet,intranet, e-sağlık, e-devlet, e-eğitim, acil durum haberleşmesi, VPN gibi servisler sağlayan ülkemizin TÜRKSAT gibi uydularının atası konumundadır. Günümüzde sabit iletişim hizmetleri için denizaltı fiber optik iletişim ağlarının tamamlayıcısı olan bu uydular ucuz ve verimli iletişimi sağlamaktadır.
SI 97-16254-3h
ABD’nin ve SSCB’nin Dünya yörüngesine uydu göndermeyi başarmalarının onlara kazandırdığı tecrübe önce SSCB’ye daha sonrada ABD’ye uzaya canlı gönderme cesaretini verdi. SSCB,1946’da gönderilen meyve sineklerinden sonra, Sputnik-2 uçuşu ile yörüngeye gönderilen ilk canlı olan Laike adlı başıboş gezen “fox terrier” cinsi köpeği 1957 yılında uzaya gönderdi. Yıllar sonra yapılan açıklamada köpeğin kalkıştan sonra kalp hızının 3 katı arttığı ve ısı kalkanının da zarar görmesi nedeniyle uçuşun 5.saatinden itibaren hiçbir hayat faaliyeti göstermediği söylenmiştir. SSCB 1960 yılında ilk başarılı canlı uzay yolculuğu gerçekleştirdi. Belka ve Strelka Dünya yörüngesine gidip geri dönebildiler. SSCB 1968 yılında, Ay’ın etrafında dolaşan ilk canlılar olan kaplumbağaları gönderdi. Bu sırada uzay yarışında geri kalmak istemeyen Amerika şempanzelerle deneylerini sürdürüyordu.

SSCB uzay yarışında önemli bir üstünlük sağlayacak ve belki de dünya tarihini değiştirecek bir başarıya imza attı.12 Nisan 1961’de Yuri Gagarin adlı kozmonotu dünya yörüngesine başarıyla oturtulmuştur. Bu görevin tamamlanması için kullanılan Vostok 1 aracı bu konuda deha sayılan Sergey Korolyov tarafından tasarlandı ve Korolyov kentinde hala sergilenmektedir.
vostok1_1600px
Vostok 1 projesinin başarısı ardından Amerika çalışmalarını hızlandırdı ve ilk astronotlarını Mercury-Redstone 3 adlı uzay aracıyla gönderdi. Mercury 3 projesi uzay aracının yörüngeye oturamaması, atmosfer dışına çıktıktan hemen sonra dönmesi nedeniyle başarısızlıkla sonuçlandı. Mercury projesi uzaya insanlı uçuş da gerçekleştirilene kadar devam etti.20 Şubat 1952 yılında atılan Mercury 4 uzay aracı başarıya ulaştı ve John Herschel Glenn. Jr.Dünya yörüngesindeki ilk Amerikalı oldu. Bu arada Sovyetler uzay yarışındaki birçok ilke imza atmaya başlamıştı.


Valentina Tereşkova 16 Haziran 1963’te Vostak 6 ile uzaya gönderilen ilk kadın oldu. Aleksei Leonov 18 Mart 1965’te ilk uzay yürüyüşünü gerçekleştirdi.

Amerika Birleşik Devletleri, SSCB’nin açık ara önde olduğu uzaya insan göndermedeki başarılarına karşın teknolojilerini geliştirip insanoğlunun hayali olan aya ayak basmayı gerçekleştirmek için Apollo projesini başlattı. Aya ulaşmak için ABD’nin önünde büyük engeller vardı. Ay hakkında fazla bilgileri yoktu. Dünyada bir ilk olacaktı ve SSCB kullandığı araçlardan farklı olarak Ay’a yanaşmak için uzayda manevra yapabilen araçlara ihtiyaç duyuyorlardı. Ancak Amerika uzay yarışının da etkisiyle müthiş bir hızla tüm eksiklerini giderdi ve Ay’a bir insanın ulaşmasını sağladı.


O zamanki Amerikan başkanı Kennedy’nin uzay havacılığına verdiği destek sayesinde NASA 1969 yılında Apollo 11 isimli uzay aracıyla Neil Armstrong’u ve Aldrin Kaya’yı Ay’a ulaştırmıştır. Ay’a iniş sırasında otomatik iniş sistemini kontrol eden bilgisayarın hata vermesi sonucu astronotların Ay’a inecek olan küçük ay aracını elle kontrol ederek yakıtın bitimine 25 saniye kala indirmeyi başardılar. Bu olay insanlık için öyle büyük bir adımdı ki 500 milyon kişi tarafından izlendi. Bu olay Neil Armstrong’un şu kelimeleriyle insanlık tarihine geçecekti.

“Bir insan için küçük, fakat insanlık için büyük bir adım.”

SSCB’nin o zamanlar inkâr ettiği ancak sonradan ortaya çıkan, Ay’a insan gönderme çabalarının başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından, SSCB yeni propagandalar yapmaya başladı. Ay’a insan göndermenin gereksiz masraf olduğunu kaynaklarını ülke refahı için kullanacaklarını ve böyle bir riski gereksiz yere almak istemediklerini açıkladılar. Ancak yine de Ay’a bazı robotlar göndererek toprak örnekleri aldılar ve deneyler yaptılar. Sovyetler’ in çabalarının boşa çıkmasına, SSCB’deki tasarım bürolarının birbirleri arasında rekabet etmeleri, önemli bir tasarımcı olan Sputnik-1’in tasarımcısı Korolyov’un ölümü, Soyuz’ un atılışındaki başarısızlıklar ve N1 roketlerinin başarısızlıkla sonuçlanan denemeleri neden oldu.

SSCB Ay’a çıkma konusunda ABD’nin gerisinde kalmasının ardından yeni bir proje olan Uzay İstasyonu Projesine başladı. Bu proje hem daha ucuz hem de daha az risk içeriyordu.19 Nisan 1971’de ilk insanlı uzay istasyonu olan Salyut-1’i uzaya gönderdiler. 7 tane Salyut istasyonunun 7.si olan Salyut-7 1991 yılana kadar yörüngede kaldı ve birçok kozmonotu ağırladı. Bu sırada Sovyetler, uzayda inşa yapabilecek teknolojiyi geliştirdiler. Uzay ortamının insan organizması üzerindeki etkisi ve uzayda insanların daha uzun süreli yaşayabilmesi için gerekli olan bilgileri edindiler.
a-brief-history-of-space-exploration_519c9f10c089e_w1500.png

SSCB’nin bu çalışmalarına karşılık ABD de uzay istasyonu projesine ilgi duymaya başladı. Ardından ilk ve tek uzay istasyonları olan Skylap uzay istasyonunu 14 Mayıs 1973’te inşa etmeye başladı.

Bu uzay üssü halen inşa edilmektedir ve bittiğinde 400 ton ağırlığında olacaktır. Bu dev uzay istasyonu bilimsel deneyler için kullanılmıştır ve içerisinde 2.000 saatten fazla bilimsel deney yapılmıştır. Sadece insanlar üzerine yapılan deneyler zamanla bitkiler ve hayvanlar üzerinde de yapılmaya başlanmıştır. Ayrıca bu uzay istasyonu gelecekteki Mars gibi uzak gezegenlere yapılacak yıllar sürebilecek yolculuklarda ihtiyaç duyulabilecek su geri dönüşümünü %94 e kadar çıkarabilen önemli gelişmelere de ev sahipliği yapıyor.Soğuk savaşın da bitmesinin ardından,1973’teki petrol krizi ve Sovyetler’ in yaşadığı ekonomik güçlükler, uzay yarışının hızının azalmasına neden oldu.

Mayıs 1972 yılında SSCB ile ABD arasında Apollo-Soyuz Test Projesi adlı bir proje imzalandı. Projeye göre milletlerarası acil durum kenetlenme provası, morötesi emilim deneyi ve Güneş’in taç tabakasının fotoğrafını çekmek gibi görevler gerçekleştirilecekti. Ancak bu birleşmenin asıl amacı iki ülke arasındaki yarışın sona erdiğini dünyaya göstermekti. Bu iyi niyet gösterisi ve deneyler başarıyla sonuçlandı. İki uzay gemisi, geliştirilen hava basıncı ayarlama bölmesiyle birbirlerine bağlandılar. İlk kez ABD astronotları ile SSCB kozmonotları uzayda el sıkıştılar ve birbirlerinin araçlarını inceleme fırsatı buldular.

Uzay yarışları insanlığın uzun sürede kazanabileceklerini kısa sürede elde etmesini sağlamıştır.

Ancak bu bazı kötü sonuçlar doğurmuştur. Yeterince denenmeden uzaya gönderilen uzay araçları yüzünden hayatını kaybeden uzay insanları, başarısızlıkla sonuçlanan görevler ve ülkelerin ekonomisine getirdiği ağır yük bunlardan birkaçıdır.

ABD’nin Ay’a ayak basmasına karşı önemli bir cevap veremeyen SSCB yarışı kaybetmiş gibi görünse de, yaptıkları Salyut uzay araçları tasarım yönünden Apollo uzay araçlarından çok daha kullanışlı bir haldedir ve hala kullanılması SSCB’ nin tasarım yönünden ABD’den bir adım önde olduğunu gösteriyor.Uzay yarışları bitti ancak insanın bilinmezler üzerine olan merakı henüz sona ermedi. Bu yüzden uzayı keşfetmek için o günden bugüne birçok çalışma yapılmıştır. Amerikan Başkanı Barrak Obama’nın da 2030 yılındaki Mars yolculuğuna onay vermesi, bize bu tutkunun gelecekte de devam edeceğini gösteriyor.