Prometheus

370
Views
   

Alien” ve “Blade Runner”ın yönetmeni Ridley Scott tanımlanmasına katkı sağladığı türe geri dönüyor. Prometheus ile Scott ezber bozan bir mitoloji yaratıyor. Bu mitolojik dünyanın içinde bir grup kaşif, Dünya üzerindeki insanoğlunun kökenine dair bir ipucu keşfediyor.

Bu ipucu gruptakileri evrenin en karanlık köşelerine heyecanlı bir yolculuk yapmaya zorluyor. Ancak yolculuğun sonunda insan ırkının geleceğini kurtarmak için korkunç bir savaşa katılmaları gerekiyor. ”Prometheus” ile yeni bir mitoloji yaratan Scott, insan ırkının dünya üzerindeki köklerini araştıran bir ekibin hikayesini anlatıyor. Bu serüvende evrenin en karanlık köşelerine sürüklenen ekibin kökleri ararken buldukları, dünyanın sonunu getirebilecek bir şey oluyor. Bu durumda artık bununla savaşıp, insan ırkını bu bilinmez tehlikeden kurtarmaları gerekiyor. Prometheus altyazılı olarak Vukuatlar’da.

Filmin geniş bir yorumunu aşağıya ilave etmek isteriz.

Yönetmen Ridley Scott, Prometheus ile seyirciyi ikiye böldü. Scott’ın önceki filmlerinden olan Yaratık’ın hayranları hayal kırıklığı yaşadı; iyi bir bilim kurguya hasret kalanlar ise filmi göklere çıkarıyor. Ama asıl soru şu: Prometheus, ‘Yaratık’ın nasıl ortaya çıktığını mı anlatıyor, yoksa başka bir seriye mi kapı aralıyor?

Ridley Scott’ın Prometheus’u bir hayal kırıklığı mı, yoksa son yılların en iyi bilim kurgu filmlerinden biri mi? Kimileri için Prometheus bir hayal kırıklığı. Ama son yıllarda biraz da bilgisayar oyunlarını andırmaya başlayan bilim kurgu filmlerinden sıkılanlar içinse çölde bir vaha. Bu karışık tepkilere rağmen, herkesin kabul ettiği bir gerçek var: O da Ridley Scott’ın önümüze iyi bir seyirlik koyduğu. Filme ilişkin eleştirilerde herkes Prometheus’un görsel atmosferine şapka çıkarıyor, ama özellikle senaryo eleştiriliyor. Yaratık/Alien’ın evreniyle bağ (uzay jokeyleri, LV- 426 gezegeni, Weyland Yutani şirketi) kuran Prometheus’un, Alien/Yaratık serisiyle tam da bütünleşemediği bir gerçek. Ridley Scott, yıllar önce Yaratık’ta didaktik olmadan sistem eleştirisine soyunabilme becerisi göstermişti. Prometheus’ta ise insanlığın kökeninin uzayda olduğu teziyle daha sofistike bir bilim kurgunun peşine düşüyor. İki ayrı yaklaşımı Prometheus’ta harmanlamak da kolay olmuyor. Filmde sunulan çözümler de ikna edici olamıyor. Kafalar da iyice karışıyor. Bu kafa karışıklığını en aza indirmek için önce Yaratık’ın evrenini hatırlayalım, sonra da Prometheus’a bakalım.

ŞİRKETİN KARANLIK MÜCADELESİ
Yaratık’ın evreninde insanlık, Weyland Yutani adlı bir şirketin kontrolündedir. Galaksiler arası yolculukların yapıldığı bir zamanda bu şirket her türlü olayda söz sahibidir. İnsanlar da birtakım kontratlarla şirketin adeta ‘sözleşmeli esirleridir’. Kontrat ihlali demek, ücret alamamak, yani para kazanamamak demektir. Seride temel olarak şirketin, mükemmel organizma olarak tanımlanan Yaratık’ı ele geçirmek için verdiği kirli mücadeleyi izleriz. Kirli diyoruz, çünkü şirketin amacı, Yaratık’tan faydalanılarak geliştirilecek silahlar sayesinde uzaydaki emperyal planlarını hayata geçirmektir. Bu amaç doğrultusunda insan hayatının da zerre önemi yoktur. Lakin bu kirli mücadelede, insanlığın vicdanını temsil eden Ripley, her filmde şirketin oyununu bir şekilde bozar. Çünkü Ripley, bir kere dünyaya ulaştığında, Yaratık’ın insanlığın sonunu getirebilecek yıkımı başlatma potansiyeline sahip olduğunu yaşayarak öğrenmiştir.

ZAMAN ÇİZELGESİ
Yaratık filminde kargo gemisi Nostromo, LV- 426 adlı gezegene indiğinde tarih 2122’yi gösteriyordu. Serinin son filmi Yaratık: Diriliş’te ise olaylar 2379’da geçiyor. Yani biz seyirci olarak, dört filmlik Yaratık serisinin evreninde, 257 yıllık bir sürece tanıklık ettik. Prometheus ise Yaratık ile ilk karşılaşmamızdan 29 yıl öncesinde, 2093’te başlıyor. Bu arada küçük bir not, serinin kahramanı Teğmen Ripley de 7 Ocak 2092’de doğar.

prometheus
SAHİ, UZAY JOKEYLERİ VARDI
Uzay jokeyini, ilk ve son kez Yaratık filminde, LV-426 gezegenindeki Derelict Ship’in içinde uçaksavara benzeyen bir düzenek üzerinde yatarken görmüştük. Karnı delikti. Yani Yaratık, uzay jokeyini de döllemiş, içinden çıkarak onu da öldürmüştü. Serinin bütünü içerisinde uzay jokeyi, insan dışındaki başka bir tür olarak gösterilmiş üzerinde pek durulmamıştı.

ONLAR UZAY JOKEYİ DEĞİL, YARATICILARIMIZ
Prometheus’ta bu uzay jokeyleri, mühendisler olarak karşımıza çıkıyor. Filmin açılışında bir uzay jokeyi içtiği bir sıvıyla kendini parçalıyor. Parçaları suya karışıyor. Böylece dünyada yaşam başlıyor. Yani film, ‘insanlığı uzaylılar başlattı’ tezini ortaya atıyor. Bu tezi doğrulamak için de şirket (Weyland Yutani) sponsorluğunda LV- 426 gezegenine yolculuğa çıkılıyor. Gezegendeki ölü bir uzay jokeyinden alınan DNA ile insanın DNA’sının birebir aynı olması, insanlığı uzaylıların yarattığının ispatı olarak gösteriliyor.
prometheus_newhd_4
MEĞER LV-426 BİR ASKERİ ÜSMÜŞ
Yaratık serisinde, Yaratık’ı ilk gördüğümüz LV-426 gezegeni sıradan bir gezegen olarak gösterilmişti. Hatta ikinci film Aliens’ta şirket burada koloniler kurmuş, atmosfer oluşturmuş, insanın yaşamasına elverişli hale getirmişti. Prometheus’ta ise LV- 426’nın mühendislerin dünyayı ele geçirme operasyonu öncesinde konuşlandığı askeri bir üs olduğunu öğreniyoruz. Biz hep bir tanesini görsek de Prometheus’ta, LV-426’da birden çok uzay gemisi (Derelict Ship) olduğu bilgisi de aktarılıyor.

HEM YARATIR HEM DE ÖLDÜRÜR
Prometheus, hem uzay jokeylerini insanın mühendisi ilan ediyor hem de insanlığı yok etmek isteyen canlılar olarak gösteriyor. Peki bu mühendisler, kendi yarattıkları insan türünü neden yok etmek ister? Bu sorunun cevabı filmde verilmiyor. Peki neden? İyi niyetli düşünürsek (!), şu cevap verilebilir: Bir devam filminin daha çekilmesine zemin hazırlamak için.

SORULAR VE SORUNLAR
Yaratık serisinde sofistike sorular sormak ve bu sorulara cevap aramak yerine vahşi kapitalizmle, mükemmel organizma olarak tariflenen, tek derdi üremek olan Yaratık arasında sıkışıp kalan insanların mücadelesini izleriz. İnsan ya sürekli çalışarak yavaş yavaş ölecektir ya da aniden. İnsanın bu edilgenlikten kurtulma mücadelesidir bir anlamda Yaratık serisi. Farklı okumalara açık bir hali olsa da, bir sistem eleştirisi yapılır seride. Ama bu eleştiri ortaya koyulurken hiçbir şeyin altı kalın kalın çizilmez. Yaratık serisini kıymetli yapan da biraz bu tavrıdır. Prometheus’ta ise daha baştan birtakım sorular ortaya atılıyor. İnsanlığın kökeni nedir? Nasıl yaratıldık? Ama bu sorulara da doyurucu ve ikna edici cevaplar verilemiyor. Sonra, başka sorular dökülüyor ortaya, bir süre sonra ortalık cevapsız sorudan geçilmiyor. Bu da soruların bir sor

SİNEMA TARİHİNİN EN İYİ SERİLERİNDEN
Ridley Scott, 1979’da Yaratık’ı çektiğinde, bunun sinema tarihine geçecek bir seriyi başlatacağını tahmin etmemişti herhalde. Fakat ilk filmden sonra üç film daha çekildi; üstelik James Cameron (Yaratıklar, 1986), David Fincher (Yaratık 3, 1992) ve Jean-Pierre Jeunet (Yaratık: Diriliş, 1997) gibi, kendi tarzı olan yönetmenler tarafından. Her yönetmen de kendi tarzından taviz vermeden Yaratık evrenini yorumladı. Böylece Yaratık serisi, bütün filmleri de iyi film olarak kabul edilen ender serilerden biri olarak sinema tarihine geçti. Seriyi başlatması, bir kadından aksiyon karakteri yaratması ve görsel olarak farklı bir gelecek tasavvurunda bulunması, ilk film Yaratık’ı serinin diğer yapımlarına göre daha öne çıkarttı. Yaratık’ı yaratan Ridley Scott, şimdi Prometheus ile ya Yaratık evreninden hareketle yeni bir seri başlatacak ya da bu film, Yaratık’ın nasıl ortaya çıktığını anlatan bir yapım olarak kalacak…